• uyku bozuklukları
  • ms
  • bas_agrilari
  • bel_agrilari
  • Felc
  • unutkanlik
  • epilepsi
  • istemsiz_hareketler
  • kas_hastaliklari
  • Menenjit
  • Parkinson
uyku bozuklukları1 ms2 bas_agrilari3 bel_agrilari4 felc5 unutkanlik6 epilepsi7 istemsiz_hareketler8 kas_hastaliklari9 Menenjit10 parkinson11

14. Uludağ Nöroloji Günleri

Detaylar için tıklayın




DUYURULAR


ÜYESİ OLDUĞU VE GÖREV ÜSTLENTLENDİĞİ ULUSAL VE ULUSLAR ARASI KURULUŞLAR:

Bursa Nöroloji Gönüllüleri Derneği Başkanı  

Klinik Nörofizyoloji EEG-EMG  Derneği / Bursa Şubesi

Kas Hastalıkları Derneği Bursa Şubesi (kurucu üye)

Bursa Multipl Skleroz Derneği Başkanı ( kurucu üye)  

Bursa Nörolojik Bilimler Derneği

Başağrısı Derneği

Beyin Damar Hastalıkları Derneği  

Türk Nöroloji Derneği

Alzheimer Derneği

European Federation of Neurological Society (EFNS)  

Mediterenian Society of Cerebro Vascular Disease

American Academy of Neurology



omer-faruk-turan



Multipl skleroz(MS) yaklaşık 150 yıldır bilinmesine karşın son yıllarda teknolojik gelişmelerin getirdiği imkanlarla beynin çok iyi görüntülemesi sonucu erken teşhis konulması ve yeni tedavi seçeneklerinin artması ile MS ilgi odağı olmuştur.MS kırk yaşın altında en sık engel oluşturan beyin hastalığı olması nedeniyle önem arz etmektedir.İletişim ve bilginin hızla aktarıldığı yaşadığımız dünyada bu hastalıkla ilgili bilgilere ulaşılması yanında , hasta ve hasta yakınlarının bir kısmı bu imkanı bulamamaktadır.Bu bilgilerin pratisyen doktorların başvuru kaynağı yanında, yeni MS teşhisi almış hastaların, hasta yakınlarının ve toplumun aydınlatılması yönünden önemli bir açığı kapatacağı inancındayım.

 
Multipl Skleroz Nedir:

Multipl Skleroz (MS):
Kelime anlamı çok sayıda sertleşmiş doku anlamına gelmektedir. Beyin ve omurilikte ak maddeyi (beyaz cevher) tutan değişik büyüklükte çok sayıda normalde olmaması gereken gri, sarı renkte, Magnetik Rezonanas (MR) da plak diye tanımlanan oluşumların ortaya çıkardığı belirti ve bulgulardan oluşan bir hastalık veya hastalıklar grubudur. MS hastaların %85 ataklar halinde seyreder, % 15 inde ataklar görülmez. Bir yıllık sürede ilerleyici nörolojik (sinir sistemini ilgilendiren) belirtilerle seyreder.

Multipl Skleroz kimlerde görülür:
Genellikle genç ve orta yaşta görülür. bayanlarda erkeklere oranla 2-2,5 katı fazla görülür. Her yaşta görülebilir, en sık 20-40 arası görülür. Nadiren çocuklarda ve ileri yaşlarda görülebilir.

Atak nedir? 
Hastalarda yeni belirti ve bulguların olması veya eski belirtilerde belirgin artış olması,birlikte yüksek ateş olmaması ve bu belirtilerin en az 24 saat sürmesi ve 1 ay içerisinde toparlanmasıdır.İlk ataklar tamamen iyileşebilir veya hafif belirtiler kalabilir.Bazen hasta şikayetlerini ihmal edebilir doktora gitmeden iyileşebilir.ilk atak bazen gözden kaçabilir.Buna tipik örneği şöyle verebilirim.Hastanın bir tarafında uyuşma gibi duyu belirtileri hasta tarafından ihmal edilebilir veya doktor tarafından ruhsal belirtilere bağlanabilir veya hastada görülen bir gözde görme kaybı hasta tarafından ihmal edilir veya göz muayenesi normal bulunur ve hasta tetkik yaptırmadan tamamen iyileşebilir.Hasta böylece optik nörit(göz sinirin etkilenmesi) atağı gözden kaçmış olur.

Multipl Skleroz görülme sıklığı nedir?
MS bir çok hastalıktan farklı bir sıklık göstermektedir. Hastalık görülme sıklığı 100.000 de bir sayı ile ifade edilmektedir.Coğrafik ve etnik(ırksal)özelliklere bağlı olarak 5-130/100000 görülmektedir.

MS de coğrafik dağılım var mıdır? 
Evet. Ekvatordan her iki kutba doğru gittikçe görülme sıklığı artmaktadır. MS’ in en sık görüldüğü yerler, Kuzey Amerika, Kanada, Avustralya, İsveç, Norveç, İskandinav ülkeleridir. Asya, Afrika, Japonya’da ise az görülür. İsrail’de etnik özellikten dolayı sık görülmektedir. Türkiye’de orta sıklıkta görülür.

 
MS de kalıtımın (irsiyet) rolü var mıdır?

Evet. Ancak kalıtımın rolü çok azdır Birebir kalıtımla geçmez. MS tanısı konan bir hastanın ailesinde 2. bir MS‘ li hastanın çıkma olasılığı, MS görülmeyen ailelere göre daha fazladır. Hastalıktan sorumlu genlerden şüphe edilmekte ve bu konuda yoğun çalışmalar devam etmektedir. Çok nadiren bir ailede birden çok hasta olabilir.

Hastalık sebebi nedir?
Hastalığın kesin nedeni tam olarak bilinmemektedir. Bu hastalarda kalıtımsal olarak MS’ e yatkınlık söz konusudur. Kalıtımsal zeminde bağışıklık sisteminde yanlış bir algılama sonucunda vücudumuzun bağışıklık sistemi (immün sistem) beyinde sinir kılıflarına saldırmakta ve sinir kılıfını tahrip etmektedir. Daha sonra da sinir uzantıları ve sinir dokusu tahrip olmaktadır. Başlangıçta sinir sisteminde bol yedek sinir hücresi olduğu için olay telafi edilmekte tam iyişleşme veya tama yakın iyileşme olmaktadır. İleriki yıllarda devam eden bu süreçte sinir sisteminin yedeği azaldığı veya tahammül gücü kalmadığı için ataklarda kalıcı engellilik oluşmaktadır. Çocukluk döneminin nerede geçirildiği son derece önemlidir. İlk 15 yaşta bugün için bilmediğimiz bir sebeple karşı karşıya kalındığına inanılmaktadır. Bu gözlemi doğrulayan göç çalışmalarında MS riski yüksek olan İsveç gibi bir ülkede yaşayan bir ailenin, MS riski düşük Ortadoğu veya Afrika’ ya göçtüklerinde birkaç nesil sonra MS görülme sıklığında azalma görülmektedir. Bunun tam terinde de MS riski düşük alanlardan, MS riski yüksek alanlara göçüldüğünde birkaç nesil sonra MS riski artmaktadır. Ateşli hastalıklar (virüs, bakteri vb.) hastalığın ilk çıkışını veya atağı tetikleyebilmektedir.

Hastalık belirtileri nelerdir? 
MS’de, merkezi sinir sisteminin ak maddesinde çok sayıda sinir kılıfının tahribi sonucu oluşan plak dediğimiz oluşumların sayısı ve oturduğu yerin özelliğine göre bir veya birkaç belirtinin bir arada görülmesidir. MS’ e özgü bir belirti yoktur.Aşağıda sayacağımız belirtiler başka sinir sistemi hastalıklarında da oluşur.

1.Hareket sistemi etkilenince; tek kolda, bir vücut yarısında, her iki bacak da, kol ve bacaklarda güçsüzlük, kısmı felçler, eklemlerde sertlik, kasılmalar, aşırı yorgunluk.

2.Duyu sistemi etkilenince; kol ve bacaklarda uyuşma, yanma, duyu azalması, duyuların artması, gövdede duyu azalması.

3.Beyincik etkilenince; Dengesizlik, ellerde titreme, sarhoş gibi konuşma, yürüme güçlüğü, hızlı göz hareketleri, ayakta dik duramama.

4.Göz siniri ve beyinde görme yolları etkilenince; Bir gözde görme kaybı (optik nörit), renkli görmede bozulma, çift (çatal) görme, görme alanında lekeler oluşabilir. Tek gözde görme kaybında (optik nörit) MS dışında, tütün, alkol, göz çevresinin iltihabi hastalıklarında da aynı tablo oluşur ve çoğu zaman bir sebep bulunmaz. Sebebi bilinmeyen optik nöritlerin 5 yıllık takiplerinde hastaların %50 sinde 2. bir atak geçirdikleri görülmüştür. O halde optik nörit teşhisi alan hastalar tedavi edildikten sonra MS teşhisi yönünden 5 yıl takip edilmelidir.

İlk 4 sistem tutulumu en sık görülür. Kasılmalar, istemsiz hareketler, epilepsi (sara) nöbetleri, idrar kaçırma, idrar yetiştirememe ,idrar yapamama, cinsel bozukluklar, ruhsal çöküntü (depresyon), aşırı neşelenme (mani) ve buna benzer ruhsal belirtiler, yüz ağrıları, hastalığın ileri dönemlerinde bellek (hafıza) sorunları, unutkanlık gibi belirtiler daha az sıklıkla görülebilir.

Hastalığın ilk belirtisi tek belirti olursa teşhis koymak güç olur. Çok sayıda belirti bir arada olursa teşhis koymak daha kolay olur.

MS tanısını koyduracak teşhis(tanı) yöntemleri var mıdır?
Bugün sadece tek bir laboratuar yöntemi ile MS teşhisi koymak mümkün değildir. Hastalardan aldığımız bilgiler, sinir sistemi muayenesi ve laboratuar yöntemlerinin birlikte değerlendirilmesi ile teşhis konur. Tek atak geçiren hastalarda MS teşhisini tam olarak karşılayan veriler yoksa bu hastalar olası MS teşhisi ile takip edilirler. En erken 3 ay sonra olmak üzere2 - 5 yıl içerisinde ikinci bir atak gelişmesi beklenir. MS teşhisinde önemli olan yöntemleri şöyle sıralayabiliriz.

Magnetik Rezonans Görüntüleme(MR)
MS teşhisinde en önemli yöntemlerden biridir. Sinir sistemini 3 boyutlu inceleme imkanı vermektedir. Beyaz cevheri çok iyi göstermektedir.Doktorun muayenesine göre inceleme yeri değişebilir.Beyin,boyun,sırt MR’ları çekilebilmektedir. MR da değişik büyüklükte beyaz cevherde plak diye tanımlanan görüntüler izlenir. Bazen bu görüntüler başka hastalıklarla karışabilir. Kontrast madde(ilaç boya) tutan plaklar yeni oluşmuş olarak değerlendirilir.MR hastalıktakibinde kullanılır. Ayrıca atak konusunda şüphe olduğunda MR’daboya tutan plakların gösterilmesi hastanın atak geçiriyorolduğu anlamına gelmektedir. MR zararsız bir yöntemdir.Bazenkapalı alan korkusu olan hastalarda MR çekim sırasında cihazın içinde sıkıntı duyabilirler. Uygun bir yaklaşım ve bazı ilaçlarla hastaya yardımcı olunur. Tüneli olmayan açık MR lar yaygınlaştıkça bu sorun da ortadan kalkacaktır. Henüz günlük kullanıma girmemiş olan magnetik rezonanas spektroskopi(MRS), Magnetic Transfer Ratio(MTR), fonksiyonel MR (.fMR) ile ileriki yıllarda MS’in tanı ve tedavi takiplerine faydası olacaktır.

Uyarılmış potansiyeller (UP) 
Uyarılmış potansiyeller; Çevreden gelen uyarıların beyinde algılanmasının kağıt üzerine kaydedilmesidir.Görsel (VEP), işitsel (BAEP), elektrik uyarısı (SEP) ile yapılmaktadır.Son derece kolay, basit ve ucuz bir yöntemdir.İlk teşhis koymada ve takipte çok önemli bir yöntemdir.Son yıllarda görsel uyarılmış potansiyellerin diğer yöntemlere göre daha değerli bilgi verdiği düşünülmektedir.

Beyin omurilik sıvısı(BOS) 
Bazı nörolojik hastalıklarda ve MS de belden BOS alınarak inceleme yapılmaktadır. MS’le karışabilecek diğer hastalıkların ayıklanmasında ve teşhis koymada kullanılmaktadır. Normalde her gün belirli miktarda üretilen beyin ve omurilik boşluklarında dolaşan BOS sonunda toplayıcı sistemlerle kalbe dönmektedir. Yani eksilen bir şey olmamaktadır. Halkımızda BOS alımına karşı yanlış bilgiler vardır. Hastanın sakat kalması,kısır olması vb. MS de BOS da artan proteinleri yansıtan oligoklonal bant oluşumu kesin teşhisi koydurur .Ancak hastaların %65 inde pozitif olmaktadır. BOS da oligoklonal bandın negatif çıkması MS tanısını ret ettirmez Bir defa pozitif olunca ömür boyu pozitiflik devam eder. İkinci ve 3. ataklarda BOS da oligoklonal bandın pozitif çıkması olasılığı artacaktır.

MS’in seyri ve tipleri 
Multipl Skleroz kronik (süregen, süreklilik gösteren) bir hastalıktır .Yani şeker hastalığı ,yüksek tansiyon, böbrek hastalığı gibidir. Zaman zaman hastalıkta alevlenmeler olacaktır. Biz buna atak diyoruz (bak atak kavramı). Hastaların %85 inde tekrarlayan ataklar halindedir (tekrarlayıcı- iyileşen tip).İlk ataklar tamamen iyileşebilir. Hatta bazen hasta ihmal eder, ikinci bir atak da hasta sorgulandığında hastanın daha önce atak geçirmiş olduğu anlaşılır,veya yanlış yorumlandığı veya başka sebeplere bağlandığı anlaşılır. Tekrarlayan ataklarda hafif sekeller veya orta derecede sekeller oluşabilir.Bu tip hastaların uzun süreli takiplerde ikincil ilerleyici şekle dönüştüğü görülmektedir. Hastaların %15 inde ataklar olmaz.Hastalık 1 yıllık sürede ilerleyici özellik gösterir.Yoğun belirti ve bulgular vardır.Bu tipe de birincil ilerleyici MS denilmektedir. Bu tip MS in davranışı klasik MS den farklıdır. Hastalık patolojisinin de farklı olduğu anlaşılmıştır. Birincil ilerleyici MS daha geç yaşlarda başlar, erkeklerde daha sık görülmektedir.

Son yıllarda iyi huylu MS den söz edilmektedir. İyi huylu MS %5-10 civarında tahmin edilmektedir. Hasta 1 atak geçirdikten sonra yıllar sonra eski durumunu korudukları veya çok hafif bir atağı geçirdikleri anlaşılmaktadır.

Son 10 yılda, MR kullanımının artması buna bağlı olarak erken teşhis ve MS de hastalık seyrini değiştiren tedavilerin kullanıma girmesi ile iyi seyirli hastaların artması beklenebilir.

Hastalık seyrini etkileyen göreceli nedenler
MS de yapılan çalışmalarda hastanın kadın olması hastalık yaşının 20-40 yaş arasında olması, başlangıç ataklarda duyu ve görsel belirtilerin olması, ilk yıllarda hafif derecede engel oluşması, İlk 2 yılda az atak geçirilmesi göreceli olarak hastalık seyrinin iyi olacağını telkin edebilir. Buna karşılık erkek cinsiyet, başlangıç yaşının 40 yaşından fazla olması,başlangıç belirtilerin felçler, beyinciğin etkilenmesi, kısa sürede engel oluşmuş olması ve ilk 2 yılda sık atak geçirmesi göreceli olarak seyrinin ağır olacağını telkin edebilir. Ancak her hasta kendine özgüdür, her hastanın takibi sonunda seyrini anlayabiliriz. Bir MS hastasının hastalık seyrini önceden bilmemizi sağlayan bir yöntem veya bir bulgu yoktur.  

 
Tedavi
 

1- Atak tedavisi:
Her atak da megadoz kortizon(1gr/gün metil prednizolone ) 5-7 gün süreyle serum içerisinde verilmektedir.Bu tedaviler doktor kontrolünde uygulanmalıdır.Tedavi esnasında tuzsuz ve şekerden zayıf bir perhiz uygulanmalıdır.Kısa süreli tedavide yan etki pek görülmez.Yan etkileri doktor tarafından dikkatlice takip edilmelidir.Kan şekeri yüksek olanlar,şeker hastaları ,midesinde ülser olanlar,yüksek tansiyonlu hastalarda dikkatli olunmalı ve doktor tarafından gerekli önlemler alınmalıdır.Tedavi ile hasta ataktan hızlı bir şekilde çıkmaktadır.Bazı ataklar bu tedaviye cevap vermeyebilir.

2- Hastalık seyrini değiştiren tedaviler:
MS li hastalar 2 atak geçirdikten ve kesin MS teşhisi konduktan sonra bu tedavilere geçilir. Özel durumlarda ilk ataktan sonrada bu tedavilere başlanabilir. Bu tedaviler en az 2 yıl süre ile uygulanmalıdır. 21 yılın üzerinde tecrübeler oluşmuştur. Beyinde bağışıklık sisteminde düzenleme yapmaktadır. Bu tedavilerin hastalık ilerlemesini % 35-40 civarında yavaşlatmakta, atak sayısını %30 civarında azaltmaktadır. Tekrarlayıcı-iyileşen tip de faydalıdır, ikincil ilerleyici tip de daha az etkilidir. Bu grup içinde beta-interferonlar (Betaferon, Rebif Avonex), glatiramer asetat (Copaxone), birinci basmak tedavilerdir, bu tedaviler nöroloji uzmanları tarafından yapılmaktadır. Bu tedavileri rağmen atak geçiren ve hastalığı ilerleyen hastalara  Natalizumab (Tysabri) uygulanmaktadır. Bu tedaviler 2. basamak tedavilerdir. Uzman kişiler ve MS polikliniklerinde uygulanmaktadır. Bunun dışında çok sayıda klinik çalışma devam etmektedir. Bu çalışmaların birçoğuna ülkemizden birçok MS merkezleri de katılmıştır.birinci basamakta aubagio 14 mgr tb yeni onay almıştır.Başlangıçta çok agresi seyirli hastalarda Gilenya veya Tecfidera başlanabilmektedir.İkinci kademede yeni ilaçlar Gilenya ,Tecfidera,Alemtuzumab eklenmiştir.Mitoxantrone 3. kademeye alınmıştır.Bu konuda yeni bilgi birikine ihtiyaç olacaktır.Bu konuda detaylı bilgi 'MS'te güncel bilgiler kısmına bakın

3- Destek ve yardımcı tedaviler :
Moral, sertlikler, ağrılar için, cinsel bozukluklar, bellek problemleri, işeme sorunları, yorgunluk vs için özel ilaçlar, destekler verilir.

Mevsim geçişlerinde gripal enfeksiyonun, nezlenin yaygın olduğu dönemlerde vitamin desteği yapılmalıdır. Bu tip hastalarla mümkün olduğu kadarıyla uzak durulmalı, evde gripli biri varsa maskeyle dolaşmalıdır.

4- Egzersiz
Yaşam boyu egzersiz, spor önerilir ve tedavinin önemli bir kısmıdır ve genelde hastalar çok az yaparlar.

5- Beslenme 
Sıvı yağlar özellikle zeytin yağı ağırlıklı diğer yağlarında olduğu dengeli bir beslenme rejimi olmalıdır. Katı yağlar, margarin tavsiye edilmez. Taze sebze ve meyve tüketilmelidir. Donmuş, işlem görmüş gıdalardan uzak durulmalıdır. Sık korzizton almak zorunda olan hastalar tercihen yağsız süt, yoğurt, peynir tüketmelidir. Bu yeterince alınamıyorsa kalsiyium ve D vitamini içeren ilaçlar ilave edilmelidir. MS Hastaları oruç tutmamalıdırlar.

6- Güneşlenme
MS tanısı almış hastalar yazın sabah erken saatlerde, akşam ise geç saatlerde güneşlenmeli ve yüzmelidirler. Aşırı sıcak ve güneşlenme hastaların genel durumunu bozar, halsizlik yapar. Hatta atak bile geçirebilirler.

7- Sigara ve alkol 
Sigara derhal bırakılmalıdır Sigara içenlerin daha çok MS yakalandığını bildiren çok yeni bir çalışma vardır. Sigaranın zararları saymakla bitmez. MS açısından vücut direncini kırmakta, enfeksiyonlara meyli artırmakta, alınan vitaminleri parçalamaktadır. Alkol çok seyrek ve az miktarda alınabilir, tercihen alınmaması tavsiye edilir.

8- Gebelik 
Gebelik MS atakları için bir risk faktörüdür. Gebelik ilk 3 ayda MS karşı koruyucu özelliği vardır. Doğuma doğru ve doğum sonrası atak geçirme riski artmaktadır. Bu dönemde atak geçiren hastalar tedavi edilmektedir. Gebelikte geçirilen atakların,normal ataklardan bir farkı yoktur. Genelde tek çocukla yetinilmesi önerilir. Birçok kadın hastada ilk hastalık belirtisi gebelikte başlayabilir. Hastalığı evlenmeden önce olana hastalara evlendikten sonra iyi bir programlama ile gebeliğe hazırlanır.MS tedavisinde kullanılan ilaçlar ve diğer yardımcı ilaçlar kullanıldığında gebe kalınmamalıdır.

9- Evlilik, cinsel hayat
MS hastaları evlenebilir. Çocuk yapabilir. Evlenen kişilerden biri MS’li diğeri sağlıklı ise hastalık çocuklarına pratik olarak geçmez, İki tarafta MS’ li ise çocuk yapmamalıdırlar.İki taraftan gelen hastalık yükü doğacak çocuğun MS'e yakalanma riskini artıracaktır.Bu riski almak doğru değildir . MS bulaşıcı bir hastalık değildir, MS akıl hastalığı değildir .MS’ li bir hasta evleneceği kişiye hastalığını ve yaşadıkları sıkıntıları anlatmalıdır. Hastalık gizlendiğinde daha sonra eşler arasında ciddi sorunlar olmaktadır. MS ‘in ilerleyen yıllarında cinsel sorunlar yaşanabilir, erkeklerde isteksizlik ,sertleşme sorunları, kadınlarda isteksizlik ,orgazm olamama gibi sorunlar olabilir, bu durumların ilaçla ve uygun davranış tedavileri ile düzeltilebilir. Bu sorunları doktorunuza anlatmalısınız, genelde hastalar tarafından çok az olarak dile getirilir.

10- Aile ve iş yaşantısı 
MS hastalarına iyi bir eş ve aile desteği gerekir. Çalışan MS hastalarına iyi bir iş yeri desteği gerekir. Ev ve iş yeri ortamları hastaların engellerine göre ayarlanmalıdır .Aşırı yoran, vardiyali işler önerilmez.

11- Askerlik 
TSK mevzuatına göre MS’i belgelenen erlere askerlik yaptırılmamaktadır.Zaman zaman uygulamada değişiklik olabilir

12- Sosyal yaşam ve MS dernekleri 
MS hastaları sosyal yaşama katılmalıdırlar. MS derneklerine üye olmalı,diğer hastalarla iletişim içine girmeli, kültürel, sosyal aktivitelere katılmalıdır. Bir çok hasta hastalığını gizlemektedir, buna da saygı duyulur, ancak MS saklanılacak, utanılacak bir durum değildir. Birçok hastanın fiziksel görünüşü normaldir ve MS olduğu anlaşılmamaktadır. Genelde hastalığı ilerlemiş, veya iyi tedavi görmemiş hastalar ortalıkta dolaşmakta ve birçok yeni tanı almış hasta ağır örnekleri görerek sonlarını böyle olacağı endişesini yaşamaktadırlar. Her hastanın hastalığı kendisine özeldir. Erken teşhis, uygun tedavilerle iyi seyirli hastalar bugün için çoğunluktadır. Hastalığı kabullenmek, onunla mücadele etmek ve bardağın daima dolu tarafını görmek çok şeyi değiştirecektir.