• uyku bozuklukları
  • ms
  • bas_agrilari
  • bel_agrilari
  • Felc
  • unutkanlik
  • epilepsi
  • istemsiz_hareketler
  • kas_hastaliklari
  • Menenjit
  • Parkinson
uyku bozuklukları1 ms2 bas_agrilari3 bel_agrilari4 felc5 unutkanlik6 epilepsi7 istemsiz_hareketler8 kas_hastaliklari9 Menenjit10 parkinson11

14. Uludağ Nöroloji Günleri

Detaylar için tıklayın




DUYURULAR


ÜYESİ OLDUĞU VE GÖREV ÜSTLENTLENDİĞİ ULUSAL VE ULUSLAR ARASI KURULUŞLAR:

Bursa Nöroloji Gönüllüleri Derneği Başkanı  

Klinik Nörofizyoloji EEG-EMG  Derneği / Bursa Şubesi

Kas Hastalıkları Derneği Bursa Şubesi (kurucu üye)

Bursa Multipl Skleroz Derneği Başkanı ( kurucu üye)  

Bursa Nörolojik Bilimler Derneği

Başağrısı Derneği

Beyin Damar Hastalıkları Derneği  

Türk Nöroloji Derneği

Alzheimer Derneği

European Federation of Neurological Society (EFNS)  

Mediterenian Society of Cerebro Vascular Disease

American Academy of Neurology



omer-faruk-turan



Epileptik nöbet (Sara), beyindeki hücrelerin kontrol edilemeyen, ani, aşırı, periyodik ve anormal deşarjlarına bağlı olarak ortaya çıkan şuur kaybı, çeşitli hareket, duyu ve psişik bozukluklardan oluşan geçici bir durumdur. Nöbetler beyindeki bir grup sinir hücresinin aynı anda aktifleşip elektriksel bir boşalma oluşturmasıyla ortaya çıkar. Nöbetlerin tekrarlama eğilimi kazanarak devamlı hale gelmesine de Epilepsi denir.

Epilepsi kelimesi eski yunancada nöbet anlamına gelen Epilepsia’dan alınmıştır. O dönemde doğaüstü bir hastalık olarak kabul edilen epilepsi, tarih boyunca çeşitli yorumlarla açıklanmaya çalışılmıştır. Epilepsinin bir beyin hastalığı olduğu ilk defa Hipokrat tarafından ortaya atılmıştır. Jackson ise epilepsinin sinir hücrelerinin geçici anormal deşarjlarına bağlı bir belirti olduğunusöyleyen ilk araştırmacıdır. 20. yüzyılın 2. yarısındaki yoğun araştırmalar epilepsideki birçok bilinmeyen noktaları aydınlatmış ve günümüzde epilepsi artık korkulan bir hastalık olmaktan çıkıp tedavi edilebilir nörolojik hastalıklar arasındaki yerini almıştır.

Epilepsi, her iki cinste, her yaşta ve her coğrafi bölgede görülür. Epilepsinin normal poülasyonda görülme sıklığı % 1 dir. En çok ilk 5 yaşta ortaya çıkan epilepsi, 25-50 yaş arasında bir azalma gösterir, ileri yaşlarda sıklığı tekrar artar.

Bu sinir hücre gruplarının beyinde bulundukları yere göre nöbet tipi de farklı olur. Hafif bir dalgınlıktan yaygın kasılmalara dek değişen tipte nöbetler bulunmaktadır.
Sezar, Hipokrat, Büyük İskender, Sokrat, Van Gogh, Dostoyevski, Hendel gibi ünlü kişilerin de epilepsi hastası oldukları bilinmektedir.

Nöbetler genel olarak iki ana gruba ayrılır: Parsiyel (kısmi) nöbetler ve jeneralize (yaygın) nöbetler. Bu ana gruplar da kendi içlerinde tekrar sınıflandırılırlar.

Parsiyel (kısmi) nöbetler daha sık görülür, küçük bir alandaki sinir hücrelerindeki aktivasyon(uyarılma) ile oluşur. Bilinç kaybı görülmez, ufak kasılmalar, kötü koku ve tat hisleri, çiğneme ya da dudak emme gibi tekrarlayıcı hareketler, istemsiz ya da kontrolsüz hareketler, aşırı duygusal tepkiler şeklinde ortaya çıkar. Bazı hastalar nöbetten önce nöbet oluşacağını hissedebilirler. Buna “Aura”(Öncü) denir.

Jeneralize nöbetler ise daha geniş bir alandaki sinir hücrelerinin katılımıyla oluşan ve bilinç kaybının eşlik ettiği daha büyük bir etki oluşturan nöbetlerdir.
Tonik-klonik nöbetler kişinin kaskatı kesilmesi ve yere düşmesiyle başlar, ardından yaygın kasılma ve gevşemeler oluşur. Hasta bilincini tamamen kaybetmiştir ve idrar ya da dışkısını kaçırabilir. Nöbet genellikle 2-3 dakika sürer ve ardından bir süre dalgınlık oluşur.
Absans(dalma) nöbetler hareketlerin 3-30 saniye süreyle durması ve dikkat kaybıyla seyreden dalma şeklindeki nöbetlerdir. Günde 50-100 kereye kadar sık oluşabilir ve bazen diğer kişiler tarafından fark edilmeyebilirler. Daha çok çocuklarda (5-12yaş) görülür. Çocuk nöbet dışında tamamen normaldir, ergenlik döneminde kendiliğinden kaybolabilir. 
Bazı hastalarda parsiyel nöbet şeklinde başlayan durum jeneralize nöbet haline dönüşebilir; bunlara sekonder jeneralize nöbetler denmektedir.

Epilepsiye sebep olan durumlar şöyle sıralanabilir.

  • Tümör
  • İskemik lezyon: Beyne giden kan akımı azaldığında (iskemi), beyin dokusundaki besin maddeleri ve oksijen azalır. Bu da hücre hasarına ve epilepsi nöbetine yol açar.
  • Konjentinal malformasyon: Doğuştan gelen bozukluklar.
  • Gebelik döneminde annenin ilaç ve alkol alımı, bebeğin gelişimini etkileyecek mikrobik hastalıklar epilepsi nedeni olabilir.
  • Doğum sırasında oluşabilecek beyin zedelenmesi, kanaması, beynin oksijensiz kalması epilepsiye neden olabilir.
  • Doğum sonrası menenjit, beyin iltihabı gibi rahatsızlıklar epilepsiye neden olabilir.
  • Febril konvulziyon: Ateşe bağlı istem dışı şiddetli kasılmalar.
  • Enfeksiyon: Tüm vücudu etkileyen ya da şiddetli olan enfeksiyonlar. Febril konvulziyon'a(havele) neden olabilir.
  • Troid hastalıkları: Troid bezi vücuttaki sıvı dengesinin kontrolünde önemli bir rol oynar. Sıvı dengesi ise Epilepsi eğilimini belirleyen bir faktördür. Genellikle troid sorununun tedavi edilmesiyle Epilepsi de düzelir.
  • Beslenme: Bazı insanlarda Epilepsi'nin nedeni olarak B6 vitamini eksikliği saptanmıştır.

Epilepsi bulaşıcı bir hastalık değildir.

Epilepsili kişi evlenebilir ve çocuk sahibi olabilir. Bayanlar hamile kalmadan önce mutlaka doktoru ile görüşmelidir. Tedavide kullanılan ilaçların çocuk üzerine değişik etkileri nedeniyle; gebelik öncesi nöbetlerin tipine ve durumuna bakılarak uygun ilaç ve dozu doktor tarafından düzenlenmelidir. Epilepsi hastaları meslek sahibi olabilirler, sorumluluklar alabilirler, okuyabilirler, üniversiteye gidebilirler.

Yasalarımıza göre askerlik çağındaki epileptikler askeri hastanelerde yatırılarak takibe alınır, epilepsi tanısı konulanlar askerlikten ihraç edilebilirler.

Epilepsi tanısının konulması için nöbetler hakkında hasta veya yakınından alınan ayrıntılı bilgi en önemli noktadır. Özellikle nöbeti gören kişinin doktor tarafından dinlenmesi gerekir.

Genel fizik ve nörolojik muayeneden sonra hasta elektroensefalografi (EEG) ve Bilgisayarlı beyin tomografisi (BBT) veya magnetik rezonans incelemesi (MRI) ile değerlendirilir. Bel bölgesinden yapılacak ufak bir girişimle alınan beyin omurilik sıvısı da incelenebilir.

Elektroensefalografi (EEG) , saçlı deriye elektrotlar yapıştırılarak beyin dalgalarının kaydedildiği bir yöntemdir. Epilepsi hastalığı tanısının konulmasında en önemli tetkiktir.

Bilgisayarlı beyin tomografisi (BBT) ve magnetik rezonans incelemesi (MRI) epilepsi nöbetlerine neden olan olayların ortaya konmasında yardımcı olabilir.

Nöbetler hastaların %80'e varan bir oranında epilepsi ilaçlarıyla kontrol altına alınabilmektedir. İlaç tipi ve dozu hastanın yaşı, nöbet tipi, nöbet sıklığı ve nedeni gibi çeşitli faktörlere göz önünde bulundurularak belirlenmektedir. Bazı hastalarda nöbetler bir ilaçla kontrol altına alınırken, bazılarında iki yada üç ilacın birlikte kullanılması gerekebilir. Bazı hastalarda cerrahi tedavi de uygulanabilmektedir. Cerrahi tedaviye karar vermeden önce hastanın nöbetlerinin tıbbi tedaviye dirençli olduğunun gösterilmesi gerekir.

Bazı durumlarda doktor ilaç kullanım miktarını ayarlamak ya da kontrol etmek için kandaki ilaç düzeylerini izlemek isteyebilir. Bu durumda belirli aralıklarla kan tahlilleri yapılır.

Her ilacın yararı yanısıra yan etkilerinin de olması söz konusudur. Bu ikisini dengelemek hassas bir iştir. 
Her ilacın farklı yan etkileri söz konusudur. Bu yan etkilerin büyük bir kısmı vücudun ilaca alışması ile birkaç hafta içinde kaybolur. En sık rastlanan yan etkiler uyku hali, baş dönmesi ve dengesizliktir. Bazı ilaçlar çok uzun süre kullanıldığında hafıza ve konsantrasyon kusurlarına, çocuklarda aşırı hareketliliğe, dişetlerinde büyüme ve şekil bozukluğuna, deride sivilcelere ve kilo artışına neden olabilirler. Bazen yan etkiler nedeniyle başka bir ilaca geçmek gerekebilir, bazen de hiç nöbet olmaması karşılığında bir miktar yan etkiye razı olmak gerekebilmektedir.

Epilepsili kişilerin uykusuz kalmak, alkol ve sigara içmek gibi tetikleyici faktörlerden kaçınmaları gereklidir.

Nöbet geçiren bir kişiye yardımcı olmak için öncelikle bir zarar görmesini önlemek için çevresinde bulunan sivri köşeli alet ve mobilyaları uzaklaştırmak, hastanın kusmuğunu veya tükürüğünü yutmasını engellemek için onu bir yanına doğru çevirmek gerekir. Hastanın hareketlerini durdurmaya veya engellemeye çalışmamak, dişlerini sıkıyorsa sert bir cisimle açmaya veya su vermeye çalışmamak gerekir. Nöbet 2-3 dakikadan uzun sürüp nefes alamama gibi bir durum gelişirse ambulans çağırmak doğru olur.